Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Şehit babaya son öpücük
Şehit babaya son öpücük
Hakkari Valiliği açıkladı: 3 sivil işçi yaralandı
Hakkari Valiliği açıkladı: 3 sivil işçi yaralandı
Küçükçekmece'de tül fabrikasında yangın!
Küçükçekmece'de tül fabrikasında yangın!
PFDK'dan Fatih Terim'e bir şok daha!
PFDK'dan Fatih Terim'e bir şok daha!
Ve o zabıta görevden alındı!
Ve o zabıta görevden alındı!
HABERLER>GÜNCEL
12 Eylül 2018 Çarşamba - 11:27

12 Eylül'ün üzerinden 38 yıl geçti

Türk tarihine idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle kazınan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 38 yıl geçti.

12 Eylül ün üzerinden 38 yıl geçti

O kara günleri bizzat yaşayan önemli isimler İhlas Haber Ajansı'na (İHA) darbe sürecinde yaşadıklarını aktardı, anılarını paylaştı. Mahir Damatlar yattığı koğuşu İHA ekibiyle gezerken dostu Muhittin Çolak ile karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadı. Damatlar, "O gün tuğla gibi iddianameyi alıp da idamla yargılandığını gören arkadaşlar biraz durgunlaştılar. O gece ben de dahil hepimiz hayalimizde ipi boynumuza taktık ve kendimizi astık" dedi. 

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında gerçekleşen 12 Eylül darbesi ile Türkiye Cumhuriyeti, silahlı kuvvetlerinin yönetime üçüncü müdahalesini yaşamıştı. Darbe sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 binden fazla kişi için de idam cezası istendi. 517 kişinin ölüm cezasına çarptırıldığı süreçte, 50 kişi idam edildi. Vatandaşlıktan 14 bin kişinin çıkarıldığı bu dönemde, yaklaşık 100 bin kişi örgüt üyesi olma suçundan yargılandı, 30 bin kişi ise sakıncalı olduğu iddiasıyla işten çıkarıldı. O kara günleri bizzat yaşayan önemli isimler İhlas Haber Ajansı'na (İHA) darbe sürecinde yaşadıklarını aktardı.

"Cezaevi değil taş medreseydi" 

İHA ekibi ilk olarak 12 Eylül'de Ülkü Ocakları yöneticisi olarak tutuklanan ve aylarca işkence gören Mahir Damatlar ile Ulucanlar Cezaevi Müzesinde bir araya geldi. 1978'de Muhsin Yazıcıoğlu'nun isteği üzerine Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev alan Damatlar, 12 Eylül'de yakalandığında Mamak'ta C-5 adı verilen özel sorgu odasına götürülerek 32 gün boyunca Filistin askısında elektrikli işkence gördü. 1983'de Denizli'ye, 1984'de İzmir'e götürülen Damatlar buralarda da işkence gördü. O dönem yattığı ülkücüler koğuşuna giren Damatlar, "Koğuşta duruma göre bazen 80 kişi bazen 120 kişi kalıyordu. Bazen toplu müdahalelerin olduğu olaylarda dışarıdan 30-40 kişi gelirdi, 1 ay kadar burada nüfus patlaması olurdu. Koğuşta kendi aramızda bir disiplin ve teşkilat vardı. Cezaevinde bir genel başkan vardı, 3 koğuşun da başkanı olan, bir de koğuşun kendi başkanı vardı. Yıllarca burada genel başkanlık yapan Selahattin Arpacı isminde bir arkadaşımızdı. Burada bir okul gibi eğitim, kültür, sosyal çalışmalar, tiyatro çalışmaları gibi, seminer, kitap çalışmaları yapılırdı. Yani buraya okuma yazma bilmeyen birisi bile girse, teşkilatlarda seminer verebilecek bir kültürle çıkardı. Onun için biz buranın adına cezaevi değil de 'taş medrese' derdik, 'Yusufiye' derdik. Burada insanların hayati disipline oluyordu" şeklinde konuştu.

"Gardiyanlar gizlice koğuşu gözetlerdi" 

Koğuşu gezen Damatlar, cezaevinin restorasyonunu idare ile birlikte yaptıklarını belirtti. Şuan restore edilmiş ve dönemin gazetelerinin asılı olduğu duvarda eskiden dolapların olduğunu söyledi. Tavan yakın kısımdaki bölmeleri gösteren Damatlar şuan ki kamera sistemi yerine o dönemde küçük camlar ardından gardiyanların koğuşu gözetlediklerini belirtti. Damatlar, "Gardiyanlar geceleri gizlice izlerdi. Bazı adli mahkumlar kumar oynar, uyuşturucu kullanırlardı. Bütün koğuşlarda bu üstten gözetleme vardır" dedi. Kendi yattığı ranzayı gösteren Damatlar, "Şu arka tarafta da ülkücüler başkanı kalırdı. Onun kaldığı yerde kütüphane yanındaydı, biraz daha perdeli, özeldi. Burası ağabey kardeş diyaloğu içinde, muhabbetin, sevginin, kardeşliğin, vefanın, adanmışlığın bir merkezi haline dönüşüyordu. İnsanlar burada nefis terbiyesi yapıyordu" diye konuştu.
Duvarda asılı eski fotoğraflara dikkat çeken Damatlar, cezaevi hayatı boyunca kendisinin pek fazla fotoğrafı olmadığını dile getirdi. Damatlar, koğuşu gezdiği esnada Muhittin Çolak ile denk geldi, iki dost kucaklaştıktan sonra Damatlar, "Muhittin ağabey ülkü ocaklarını ilk kuran insandır, rüzgarın oğlu Muhittin olarak bilinir romanlarda. Dışarıda ayrılmayız da burada ilk defa karşılaştık. Kürkçü dükkanı gibi burası, buralardan neler neler yetişti" ifadelerinde bulundu.

"O gün hepimiz hayalimizde ipi boynumuza taktık" 

İdamla yargılandıklarını öğrendiklerinde hissettikleri o tarifsiz duyguyu ve güçlü durma çabalarını anlatan Damatlar, koğuştaki bir ranzanın kenarına oturdu ve o günlere gitti, "1981 yılının Nisan ayında bizim iddianamelerimiz verildi. Gittik savcılıktan iddianamelerimizi aldık, tuğla gibi kalın kalın iddianameler. Tabi herkes önce kendi sayfasını açtı neden yargılanıyoruz diye. Baktık hepimiz idam ile yargılanıyoruz. İdam soğuk bir şey, 12 Eylül dönemi, bir kaç arkadaşımız da idam edildi zaten. O gün iddianameyi alıp da idamla yargılandığını gören arkadaşlar biraz durgunlaştılar. Dedik ki 'arkadaşlar bugün herkes yatsın kendisini idam edilmiş gibi hissetsin, yarın da bu işi konuşalım' dedik. O gün ben de dahil hepimiz hayalimizde ipi boynumuza taktık ve kendimizi astık. Ertesi gün bir çember oluşturduk arkadaşlara sordum, Mustafa sen idama nasıl gideceksin? O da, 'ben ellerimi kelepçelettirmem, gözümü bağlatmam çıkarım sehpaya tanrı türkü korusun ve yüceltsin derim, boynuma takarlar' dedi. Adnan sen nasıl gidersin? 'Ben de gözümü bağlatmam, çıkarım oraya hatta bir çingeneye de tekme vurdurtmam gerekirse kendim vururum tekmeyi' dedi. Bir dakika bu intihar olur, şunu bir araştıralım dedik.. Baktık ki herkes idamla alay ediyor, idam kolaylaşıverdi. Ben de arkadaşlara, biz hepimiz Yarabbi son nefeste bize La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah demeyi nasip eyle dedik, Allah'da şimdi onu karşımıza çıkarttı dedim. O günden sonra idam diye bir dert olmadı, kimse idamı kafasına takmadı, çünkü kutsal bir davaya inanıyorsun. Ölümün şekli idam olmuş, kurşun olmuş çok da fark etmiyordu" diye aktardı.

"Bunlardan 20 kişiyle ben Ankara'yı fethederdim" 

İçeride olmanın zorluklarından bahseden Damatlar, dışarıdan kardeşlerinin şehit olduğu haberi aldıklarında duydukları acıya değinerek, "O zaman buralar dar geliyordu bize, dışarıda olmak istiyorduk. Aramızda bulunan 15-16 yaş grubu ile ben ölüme koşarım çünkü onlar dönüp arkasına bakmazlardı. Onların önünde kimse durmazı, çocuk olmadılar onlar. Belki 13-14 yaşlarında parka giyip, ellerini yüzlerini sarıp bakıldığında 20'li yaşlarda zannedilecek ama küçük arkadaşlarımızdı. Bunlardan 20 kişiyle ben Ankara'yı fethederdim diye bakıyordum. Onlar yeter ki güvenebilecek bir başkan, bir ağabey görsünler" dedi.

Şehsuvaroğlu: "İhtilal onları bir koğuşta bir araya getirdi"
12 Eylül'ün bir diğer tanığı Lütfü Şehsuvaroğlu da darbelerin bir ülkeyi ne hale getirebileceğinden İHA muhabirine bahsetti. Hamamönü'nde bir kitabevi bulunan Şehsuvaroğlu, burada kendi kaleme aldığı kitaplarının arasında yazma ruhunun kendisine babasından geçtiğini ve bu sayede Kafes gibi nice eserler yazdığını dile getirdi. Babasının tayini çıkmasıyla Ankara'ya geldiğini ve burada okuduğunu ifade eden Şehsuvaroğlu, "12 Eylül'e kadar hem okudum hem de dergilerde yazdım. İlk kitabımı 1974'te Millet Gazetesinde tefrika edildi, Türk Milliyetçiliğinin Tarihi. İlk kitabımı yazdığımda 17-18 yaşındaydım. O dergiler faslından sonra 12 Eylül oldu, 12 Eylül'den çıktıktan sonra da Kafes'i yazdım. Bu idealist gençlerin döneme etkisi, sağada solda vuruşanlar, bir davaya başını koymuş olanlar kahramanlardır. Onlar ülkeleri için savaştılar" değerlendirmesinde bulundu. Sağ ile sol kesimi İspanya iç savaşında savaşan taraflar olarak örneklendiren Şehsuvaroğlu, "Biri faşist cephede, biri komünist cephede savaşıyorlar. İkisi de çocukluklarında arkadaşlarmış, birbirilerine sormuşlar ne için savaşıyorsun diye, ikisi de İspanya için demiş. Öyle değerlendirmek lazım" dedi. 

 
Balık ölümleri paniğe neden oldu
 
MİT, Yusuf Nazik'i Suriye'de yakaladı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kovuk Kemer restore ediliyor
16’ncı yüzyılda yapılan ve mimarlığını Mimar Sinan’ın yaptığı Eyüpsultan’da ...
Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş.'nin yeni yönetimi belirlendi
Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulunda yer alacak isimlerin ...
Suriye'de kim kiminle savaşıyor?
Suriye’de 2.738 gündür süren iç savaşı durdurmak (!) adına sahaya inen ...
 
Onlarca lira artış 1 kuruşluk indirim
Döviz kurundaki hızlı çıkışla maliyeti artmadığı hâlde ürün fiyatlarına ...
Çanakkale Köprüsünün temelleri yükseliyor
Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’yı 14. Karayolları Bölge Müdürü Turgay Çolak ...
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın Hicri Yeni Yıl mesajı
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, aziz milletin ve tüm İslam ...
 
Recep Yazıcıoğlu, Söke’deki kabri başında anıldı
Vali Recep Yazıcıoğlu, ölümünün 15'nci yıl dönümünde Aydın'ın Söke ilçesindeki ...
Bu da ev alma kuyruğu!
Tokat’ta emekli ve alt gelir gurubuna yönelik satışa sunulan konutlardan ...
İnsan yüzlü örümcek hayrete düşürdü
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde özel güvenlik görevlisi Bekir Gani, bulduğu ...
 
YAZARLAR
Ayşe Konakcı
Ayşe Konakcı
İNSANA YER AÇMAK
Halit Aksungur
Halit Aksungur
GELENEK VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ -2
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
SELÇUKLU TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Her Canlının Yaratılış Gayesi Vardır
Muhsin Ertekin
Muhsin Ertekin
İŞ KAZASININ TANIMI
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
MÜTHİŞ BİR KISSA
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 05:42   İkindi 15:30
Güneş 07:21   Akşam 17:48
Öğle 12:45   Yatsı 19:16
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri