Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Galatasaray, Michael Seri'yi KAP'a bildirdi
Galatasaray, Michael Seri'yi KAP'a bildirdi
Erdoğan'dan Erbil'deki saldırıya ilişkin açıklama
Erdoğan'dan Erbil'deki saldırıya ilişkin açıklama
Suda yaşanan can pazarı kamerada
Suda yaşanan can pazarı kamerada
Erbil'de Türk konsolosluk çalışanlarının olduğu restorana saldırı
Erbil'de Türk konsolosluk çalışanlarının olduğu restorana saldırı
Şehit fotoğrafındaki yürek burkan detay
Şehit fotoğrafındaki yürek burkan detay

Halit Aksungur

CUMHURİYET EĞİTİMİNİ KURMA ÇALIŞMALARI
15 Haziran 2019 Cumartesi

Batılı eğitim uzmanları Türkiye gerçeklerinden ve düşünce yaşamından uzak oluşlarına ek olarak devrimleri anlamaktan uzaktırlar. Burada Atatürk’ün eğitim politikasının değerini anlamak için CHP ile DP. Dönemindeki Türk düşünce ve eğitim yaşamını karşılaştırıldığı zaman daha iyi kavrar Bu iki iktidar aynı anayasa ve eğitim yasaları ile iş görmüşlerdir. Atatürk M.E.B. lığının başına buranın bir parti propoganda bakanlığı durumuna getirecek hiçbir bakanı getirmedi. Milli Eğitim bakanları, bakanlıktaki zorlukları düzeltmek umuduyla atanmışlardı a.g.s. s 66 Fay Kirby’, eserinin 79. Sayfasında: “ Bir toplum, kendi temel kurumları, varlıkları ve sağlıkları için başka bir toplumun kaynaklarına, keyfine ve çıkarlarına gereksinim duyduğu sürece bağımsız sayılamayacağı gerçeğini Kemalizm çok erken kavradı”…

1839’da Tanzimat Fermanı ile Avrupa’ya yönelmemiz eğitim hareketlerine yeni bir hız veriyordu. 16 Mart 1848 de Orta öğretmen okulu “Rüşti Darilmuallimi” açılınca, eğitim hareketimize bir ışık tutmuş oldu. İkici Abdülhamit’in koyu yönetimi, karanlığı isteyen geri yönetim bu çalışmaları

engellemekteydi. Her devirde halkın bağnazlığını kullanarak ilerlemeye karşı çıkıldığı görülmüştür. 1913’ te kabul edilen “Tetrisat-ı İptidaiye Kanunu Muvakkati” ile ilköğretime yeni bir düzen verilmeye ve köylere kadar götürmeye çalışılmışsa da bir sonuç alınamamıştı. Şehir öğretmen okullarından mezun olan öğretmenler, köy koşullarına göre yetiştirilmedikleri için köye gitmede, köye hizmet vermede güçlük çekiyor, orada tutunamıyorlardı. Bu durumu gören zamanın aydınları köylerimiz için yeni bir öğretmen tipi düşünme gereğini duydular. Daha çok beklemeye de zaman yoktu. 20. Yüzyılda geç kalmanın cezasının ağır olacağı görülüyordu. Toplumsal, ekonomik, kültürel alanda köylülerin güçlendirilmesi için, üzerindeki karanlık örtü bilgisizliğin kaldırılması gerekiyordu. Bunu da kendi içlerinden eğitilmiş kişilerce yaptırılması uygun görüldü. İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç, o sıralarda Bilgi ve görgüsünü artırmak üzere gönderildiği Almanya’dan dönmüş Genel Müdür olarak çalışmalara başlıyordu. Almanya’da köy okullarını incelerken yanında ona rehberlik yapan bir Alman müfettişle bir köy okulunu inceler. Bir gece konuk olarak kalır. Sabahleyin kahvaltıda Alman öğretmen sofraya iki üç türlü peynirin yanında, sebze ve meyveler, sucuk ve pastırma, tereyağı, petekli bal vb. zengin bir sofra kurar. Konuklara hizmet ederken dışarı çıkınca Tonguç Alman Müfettişe:“ Yazık oldu öğretmen, aylığının yarısını bizim için harcamış.” Derken öğretmen içeri girer: Bir şeyler söylüyordunuz, bir isteğiniz mi var? deyince müfettiş konuşmalarını açıklar. Öğretmen:

“Siz kahvaltınızı gönül rahatlığı içinde yapın, ben buraya hiçbir masraf etmedim” der. Yemek sonunda okulun bahçesinde kilere götürür. Turşu tenekelerini, peynir, yumurta, tereyağı, bal vb. yiyeceklerin okulun çiftliğinde üretildiğini, burada çalışanların bunları eşit olarak paylaştıklarını anlatır. Tonguç gördükleri karşısında kendi düşüncelerinin burada yaşatıldığını görür. İşte o gün düşüncelerinin doğru olduğunu bir kez daha gözlemler. Bu düşünce ve yaptığı çalışmalardan dolayı Türkiye’nin Pestalozzi’si oluyordu. Türkiye’nin 21’ bölgesinde Köy Enstitülerini kurarak ülkemizin yüzünü değiştirmek için yola koyuldu. Bununla ilk kez devlet köyüne bir hizmet kapısı açıyordu. İlk aydınlanmanın kapısıydı bu hizmet. Köylü çocukları yığın yığın akın etti bu okullara. İlk kez yüzleri gülüyor dilleri türkü söylüyordu.

“Aynı yolda aynı emek Gönüllerde bir tek dilek Türkköyünü önde görmek”

Bu sesi işiten gerici güçler, kent, kasaba ve köy ağaları, çok büyük toprak ağaları, korktular, ürktüler. Çıkarlarının bozulacağından kuşkulandılar. Köylü uyanırsa onları aldatmanın güçleşeceğini biliyorlardı. Politik ortamı da uygun bularak aklın almadığı, mantığın kabul edemeyeceği karalama kampanyaları başlattılar.

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Muhsin Ertekin
Muhsin Ertekin
Kendi adına çalışanlara (Bağ-Kur) aylık bağlama koşulları
Cansu Atıcı
Cansu Atıcı
15 TEMMUZ
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
EN YÜKSEK RÜTBE: RUHLA SEVMEK
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANLARI: ( 206 )
Halit Aksungur
Halit Aksungur
ANADOLU-3
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 03:33   İkindi 17:00
Güneş 05:34   Akşam 20:19
Öğle 13:07   Yatsı 22:03
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri