Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
'Falezlerde intihara teşebbüs var' ihbarı, polisi alarma geçirdi
'Falezlerde intihara teşebbüs var' ihbarı, polisi alarma geçirdi
HDP önündeki evlat nöbetine bir aile daha katıldı
HDP önündeki evlat nöbetine bir aile daha katıldı
Azerbaycan'da son 24 saatte 531 korona virüs vakası
Azerbaycan'da son 24 saatte 531 korona virüs vakası
Van Gölü’nde batan teknedeki cenazelerin çıkarılmasına ara verildi
Van Gölü’nde batan teknedeki cenazelerin çıkarılmasına ara verildi
14 bin liralık altın maske
14 bin liralık altın maske

Prof. Dr. Meryem Uysal

DAĞPAZARI KÖYÜNÜN GÖÇMENLERİ
11 Şubat 2020 Salı

Mut'un Dağpazarı köyünün halkının bir kısmı Silifke Mut tarafından gelen yörüklerden daha çoğu ise 1887 yılında Bulgaristan 'ın Hacıoğlu Pazarcığı'ndan (Şimdiki adı: Dobriç ) gelen muhacirlerden oluşur.

O civarda Dağpazarlı deyince önce akla bu göçmenler gelir.

Zira diğer ahalinin o çevreyle bağlantıları çoktur. Göçmenler ise konuşmaları, hal ve tavırları, simaları ve isimleriyle hâlâ belirgin bir farklılık arzederler.

Daha nazik daha şehirlidirler.

Benim baba tarafım Silifke yörüklerinden Dağpazarı’na yerleşmiş bir ailedir.

Anne tarafım ise Hacıoğlu Pazarcığı'ndan gelen göçmenlerdendir.

Her iki yanım beni farklı yönleriyle etkiler.

Ancak anne tarafım tüm edep, tertip ve görgülerine rağmen bende bir hüzün doğurur.

Bu büyük ihtimalle göç sırasında çekilen eziyetlerin genetik hafıza ile sonraki nesillere taşınması  mıdır, bilemiyorum.

Kendi akrabalarımda gördüğüm

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Balkanlardaki yaşamı hissedip hüzünlenmemek mümkün mü ?

On'a yakın medresesi olan bir şehirden, ne zorluklarla Anadolu'da okulu bile bulunmayan bir dağ köyüne gelmek elbette büyük travmadır.

Bu onların yaşadığı ilk travma da değil, belki kaçıncı...

En son Karaman ve civarından götürülmüşler.

Bir yasam koçu ile yaptığımız "Soy seansı"nda hem anne tarafımı hem de baba tarafımı

kale surları önünde ellerinde tuğlarla görmüştüm.

Daha sonra o kalenin Malazgirt kalesinin surları olduğunu gördük. Yani hepimizin anayurdu Orta Asya ve gerek Malazgirt gerek Karaman onların ara durakları.

Onlar yüzyıllar boyu gurbette yaşamış ve sonunda ara duraklarına geri dönmüş insanlar. Hem de hiç bozulmadan.

 Töre ise töre, edep ise edep, ahlâk ise ahlâk. Belki daha da eskiden geldikleri için İslami hassasiyetleri de çok güçlü.

Onlara hayranlık duyarım hep.

Sanki onlarla zaman makinesinde karşılaşmış gibi olurum.

Zira her mimik ve gülüşlerinde geçmişten izler görürüm.

Onların nezdinde göç stresi yaşayan herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum...

 

DAĞPAZARI KÖYÜNÜN GÖÇMENLERİ

Mut’un Dağpazarı köyü

İsmine uyar bir şekilde

Yedi köyün ortasında bir geçit yeri

Yeşiller içinde yıkık virane

Tarih kokar buram buram

İster Roma ister Balkan

İstersen Orta Asya

Baktığın her yerde

 

Serin esen rüzgarıyla

Kavak yapraklarının

Hışırtısı yıkar

Kulak ve gönüllerin pasını

Masmavi gökyüzü

Güven verirken ruhlara

Telaşsız bir meşguliyet var insanında

Hemen hepsi biraz mahzun

Biraz tanıdık, isimsiz

Bense tanınıyorum şeceremle

‘Meryem mi?’ diyorlar içtenlikle

‘Sarı Ahmet’lerin Meryem?’

Ne kadar seyrek gelsem de

Ait olduğum yerdi burası kesinlikle...

 

Mut yolunda Zeytinliğe gelince

İçimde kıpırdanmaya başlayan kuşlar

Konarı’yı görünce uçuşuyorlar

Kanatlarında beni de taşıyarak

Bir zaman yolculuğunda yol alıyorlar

Nefesim açılıp

Göğsüm genişliyor

Ben bu havayı

Bu kokuyu

Şu baldıranı tanıyorum

SILAM burası, benim SILAM

Ah keşke!

Ablam olsa da düzlüklerde kekik toplasak

Ebemden gizli anneanneme uğrayıp

Babam izin vermese de teyzemden hiç çıkmasak

Bak! Elinde kepçesi

Ocakta süt tenceresi

Bizi bekliyor gülümseyerek

Ah! Vasfiye teyzem

Sevgi ve şefkat meleği

Mazlumların da hamisi

Herşey güzel ve tatlı seninle

Anneannemle olduğu gibi

Köyün bilgesi sütannem

Hatice yenge sesleniyor bak

‘Huriye’m, Huriye’m’

Tüm köy neredeyse aynı terbiyede

Nazik, sevgi dolu ve diğerkam

 

Vatanlarına benzesin diye

Az aramamışlar Dağpazarı’nı

Aylarca dolaşmışlar Mersin ve civarını

Sinek yok, orman var deyip

Çaresiz yerleşmişler şehre uzak izole bir yerde

Belki bu da bir ihtiyaçtı o günlerde

Kolay mı adapte olmak yeni bir çevreye

Geldiklerinde

Kırmızı domatese çürük deyip atarlarmış

Yerli halk ise yeşile ham diye bakmazmış

 

Dağpazarı’nda yüzyıl sonuna kalan

Göçmen tatları şunlardı

Somun ekmeği

Kırma böreği

Çörek çeşitleri

Çocuklar için hamurdan leblebiler

Kavurgalar

Sütlü kabak tatlıları

Erişte

 

Bir de ‘Altıncık’ çiçekleri vardı

Şaka gibi eşi benzeri yok o civarda

Anneannem seyrek ve bir sıra halinde

Bahçenin en güvenli yerine eker

‘Aman çiğnemeyin kuzum, tohumu çok az’ derdi

Etrafını da haşhaş çiçekleriyle süslerdi

Batıdan gelen göçmenlerin çiçek sevgisi

Zaten herkesçe bilinirdi

 

Köyde verilen ortak yemekler

Sosyal hayatın pencereleri

Dağpazarı’nda bir yemek

Keşkek, yahni, topalak, sarma

Tatlı ise Rumeli hatırası lokma

İnsanlar da sofradakiler gibi

Hepsi ayrı tatta

Göçmeni, yörüğü, köylüsü

Hepsi Dağpazarlı

Asıl Dağpazarlılık ise

Göçmenlere has bir haldi

Kibar, kanaatkâr, kendi halinde

Aile bağları kuvvetli

Bağlıdırlar geleneklerine

Şehirlilik hâkim her hallerine

 

Anneannem derdi ki

Gelirken yanlarına yük almamışlar

Ama tüm kitaplarını getirmişler

İçinde hatıratları bile varmış

Yazık ki!

Değerini bilmeyen sonraki nesiller

Bunlarla ateş yakmışlar

 

Şaban, Necip, Fazlı, Fedai’dir adları

Resmiye, Revasiye, Nuriye de kızları

 

Köyün en hâkim tepesine

‘GURBETLER’ denmesi

Hep burkar içimi

Kim bilir? Ne acı ve özlemlerle

O güzel yere verdiler bu ismi

 

Sanki bir gün

Dobriç’e geri döneceklermiş gibi...

 

Oysa günümüzde

Gidip gören dahi yok belki

Sadece hasret kaldı geride

130 yıl geçse de

Göçmenlik zor mesele

İzleri kaybolmaz sürer gider

Sonraki nesillerde de...

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Sanal Yaşama Özenmemeli
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
TREN GARI- ANKARA
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
15 Temmuz ve Birlik Ruhu
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
Tüketici Köşesi
Erdal Handemir
Erdal Handemir
HAYATIMIZ ENERJİ
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
SAMSUN’DA STAJ -2
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 03:27   İkindi 17:00
Güneş 05:30   Akşam 20:22
Öğle 13:06   Yatsı 22:08
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri