Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
Ankara'daki YHT kazasında flaş gelişme!
Ankara'daki YHT kazasında flaş gelişme!
Çin'de fabrikada yangın: 11 ölü
Çin'de fabrikada yangın: 11 ölü
Kuvvetli fırtına uyarısı!
Kuvvetli fırtına uyarısı!
Barajların doluluk oranı en yüksek seviyede
Barajların doluluk oranı en yüksek seviyede
3 çocuğunun kendisinden olmadığını öğrendi
3 çocuğunun kendisinden olmadığını öğrendi

Halit Aksungur

TÜRKÇESİ VARKEN
7 Ağustos 2018 Salı

Dil, İnsanların duygu ve düşüncelerini, karşısındakilerle sözcük ve işaretlerle anlaşmadır. Dil insanoğlunun en önemli bir buluşudur. Dilsiz hiçbir şey olmaz. Her şey dille başlar. Onun için insanın olduğu yerde dil vardır. Burada sözü edilen Türkçe’dir. ulusal (milli) dil, Türk halkının dilidir. Çok değeri olan bir organdır. Hak ozanı Yunus Emre:

“Söz ola bitirir işiSöz ola yitirir başı”                                                                                            Dizeleriyle dilin insan yaşamındaki anlam ve önemini ortaya koymuştur. Onun için insanın olduğu her yerde dil vardır. Bu öneminden dolayı görme ve işitme engelli olanların da bir dili vardır.

Dilde türkçeleşmeyi gerektiren nedenlerin başında; büyük bir gereksinimin gelmiş olmasıdır.  Bir veya birkaç kişinin isteği değildir. Bu yola koyulan insanlar toplumsal kurumlarda yaşanan bozuklukların nasıl düzeltileceğini bilen ileri görüşlü insanlardır. Türkçedeki “kök ve ek” lerin sözcük yapma ve yaratma bakımından zenginliğini, sağlam kurallara dayandığını bilmektedirler. Dilimizin büyük haksızlıklara uğradığını, ilgisizlik nedeniyle ne hallere düşüğünü görmüşlerdir.

               Her türlü duygu ve düşüncelerimizi, gereksinmelerimizi en güze biçimde ancak dille anlatırız. Dil olmasa inançlarımızı nasıl açıklar anlatırdık? Dilsiz ne sanat ne uygarlık olurdu. Öyleyse dil Tanrı’nın insanoğluna en önemli bir bağışıdır.

               Biz, Japonlardan önce tanzimata başlamıştık. Onlar batı tekniğini kullanarak “ Japon sözü ruhunu” kendilerine kural edindiler. Eğitimlerini kendi dilleriyle Japonca olarak yürüttüler. Bilim ve teknik terimlerini kendi dillerinden ürettiler.

               Milleti millet yapan dilidir. İnsan diliyle birlikte düşünür, hisseder. Dil giderse gönül dediğimiz değerlerimizi de götürür… Sömürge kafalı insanlar oluruz.

               Söz buraya gelmişken adının başına “Prof. Ekleyen sözde bir aydınımız bir cümlenin içinde:        “ mevcudiyet, girift, inkar, gayrikabil, hakikat, ekseriyet, garp” sözcüklerini (kelimelerini) yazıyor. Oysa bunların tamamının Türkçe karşılıkları var. Mevcudiyet (varlık, var oluş) ,Gayrikabil: (çözümü olma-yan), hakikat (gerçek), garp (batı), ekseriyet (çokluk, çoğunluk)

               Aydın dediğimiz kişiler Türkçeye böyle bakarlarsa diyecek söz bulamıyorum.

Yirmi birinci yüzyıla girerken kimi aydınlarımız, yazarlarımız dilde müdahale (karışma-araya girme) olmaz diyorlar. Oysa yeryüzünde insanın müdahale etmediği bir alan, bir iş kalmamıştır. Çocuğun doğumundan toprağın ekim ve dikime kadar her işe el atmaktadır. Dikilen fidan ve çiçeklere bakım yapılmadan el atılmadan gelişip yetişebilir mi? Tarlayı kendi başına bırakırsan ayrık otları, dikenler kaplamaz mı? Benliğini, güzelliğini, zenginliğini yitiren bir dile el atıp onu geliştirmek niçin yadırgansın? Hakkında, “Hadis mi var? ” Vaktinde bakılmayan bir bahçeye, bir tarlayı yaban otları ve dikenler kaplamış diye vaz mı geçelim?. Dili bozanlar insanlar olduğuna göre düzeltenler de insanlar olacaktır.

               Ne var ki, gruplaşmalar, alışkanlıklarını bırakamayanlar köstek olmaktan geri, durmuyor… “Kampüs” sözcüğüne öylesine bir alışkanlık yaratıldı ki “ Yerleşke ” diyemiyorduk. Bu iki sözcüğün köklerini inceleyince yerleşke’ nin mantık yönünden bile doğru olduğu görüldü kullanıcıları çoğaldı. Evrim, bir toplum ve doğa yasasıdır. İnsanoğlu geriye değil ileriye gitmeye, gelişmeye dönüktür. Yaşama böyle adım atılır. Buna göre kimileri çıkar dili kendi haline bırakırsak bu değişim ve gelişme yine olacaktır diyebilir. Ne var ki dilimizin beklemeye vakti yoktur. Arapça’dan, Farsça’dan kurtulmaya çalışan Türkçe son yıllarda İngilizce ve Fransızcanın saldırısı altındadır. Okuyucularımız yabancı dile karşı olduğumuz yanlışına kapılmasınlar. En güzeliyle konuşup yazılmasını iteriz. Ama önce “Ana dilimiz”  

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ebru Mut
Ebru Mut
Kalbin dönüşü: Semâ
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (117. Bölüm)
Muhsin Ertekin
Muhsin Ertekin
HAK SAHİPLERİNE ÖLÜM SİGORTASINDAN SAĞLANAN HAKLAR
Halit Aksungur
Halit Aksungur
İSTANBUL'LU HANIM TEYZE-4
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
ASHABIN HAYIRDA YARIŞI
Emre Fatih Parlayıcı
Emre Fatih Parlayıcı
Tüketici Köşesi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SUNHABER
TWITTER'DA SUNHABER
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 06:09   İkindi 15:26
Güneş 07:53   Akşam 17:40
Öğle 12:57   Yatsı 19:12
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Spor Güncel Dünya Eğitim Sağlık Kültür & Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri